|
|
|
Aşk - Sevgi |
 |
|
Aşkın Fizyolojisi |
-Bu kadar çok sözünü ettiğimiz aşkın
bir de bilimsel tarifini bilmek
istemez misiniz? Hâlâ tam olarak
çözülmemiş ve tanımlanamamış olsa da
bazı fiziksel gerçekler var...
Aşk, birçok yanıyla ele alınıyor.
Peki ama aşkın fiziksel bir tarifi,
biyolojik bir açıklaması yok mu?
Neden ona bu kadar çok ihtiyaç
duyar, neden aşksız yapamayız?
Sadece psikolojik nedenlerden mi?
Tabii ki hayır. Aşk, aynı zamanda
vücudun fiziksel ihtiyaçlarını da
karşılayan bir duygu.
Kadınlarda östrojen, erkeklerde
testosteron, aşkı davet eder. Haz
hormonu olarak adlandırılan endorfin
ve birtakım biyokimyasal
salgılanmalar da vücudun sinir
sistemini harekete geçirir. Aşkla
birlikte bunların salgılanmaları da
artacağı için aşk, her zaman vücudun
fiziksel ihtiyacı olarak varlığını
korur.
Patolojik bir durum Psikiyatristlere
göre insanlar aşık olduğunu sanır.
Aslında o anda aşk sandığımız şeyin
sadece fiziksel bir beğeni ve
çekicilikten ibaret olduğunu
anlayamayız bile. Çünkü hoşlanmanın
dozu arttıkça, mantık da o oranda
geri plana düşer. Bir kişiyi aşık
olmak için seçip, onu kafamızda
yücelttikçe yüceltiriz. Bu aşk bizi
yıpratıyor ve zarar veriyor bile
olsa, aşkı yaşadığımız o an için
gözlerimiz görmez, kulaklarımız
duymaz olur. Kendimizi, gittikçe
daha fazla bunalıma ve çıkmaza
sürükleriz.
Aşk, yaşanırken sanki tüm fizyolojik
durumumuzda değişiklikler olur,
hormonlarımız ise bir başka çalışır.
Adeta bir yarışın içinde hissederiz
kendimizi. Sanki bitmemesi gereken
bir yarış. Bu tempo kimimizi yorar,
güçsüz kılar ama öte yandan onun bir
anı için dünyaya gelmeye değer. Aşk
eğer karşılıklıysa, her iki taraf da
aşkına karşılık bulduğu için hem
mutlu olur, hem de kendilerine olan
özgüvenleri artar. Kişi, aşık
olmadığı zamanlara göre daha mutlu
olduğundan daha sağlıklıdır da.
Etrafındaki insanlara pozitif enerji
yayar okulunda veya işinde de daha
başarılıdır. Ama eğer aşk,
hastalıklı olarak tanımlanan
patalojik aşk kategorisine
giriyorsa, o zaman tıbbi bir
hastalıktan söz etmek gerekir.
Patalojik aşk denince kendi kendine
acı çektirmek olarak tanımlanan
mazoşizm devreye giriyor.
Bazılarının mazoşistik bir kişiliği
olabiliyor. Bu kişiler, aşklarına
karşılık bulamamalarına rağmen
ısrarcı bir şekilde kara sevdaya
tutulup, karşılık alamayacakları
kişilere karşı aşırı bir çekim
duyarlar. Bu duruma tıpta, patalojik
kara sevda sendromu deniyor.
Psikiyatristler "kendini feda etme
eylemi" olarak tanımlanan patalojik
ümitsiz aşk durumunda, kişinin aşık
olduğu kişiyi yüceltip, erişilmeyen
aşk nesnesi mertebesine
yükselttiğini söylüyorlar. Aslında
kendisiyle ilgili yoğun yetersizlik
duyguları yaşayan kişi, bunu aşık
olduğu kişiye yansıtır. Onun
kendisinden her konuda daha üstün
olduğuna yavaş yavaş kendisini
inandırır. Bu durumun sonucu olarak
da, olmayacak fedakarlıklarda
bulunur. Sonuç genellikle hüsrandır.
Karşısındakini her konuda
kısıtlayıp, kıskançlık krizlerine
giren kişi, sonunda partnerinin
kaçmasına sebep olur.
Karşılıksız aşkı uğruna her şeyi
yapma durumuna, histerik kişilik
yapısına sahip bireylerde daha çok
rastlanır. Yalnızca, kendilerine
kötü davrananlara aşık olan kadın ve
erkekler böyledir. |
|
|
|